حَمْلَقَ

يُحَمْلِقُ، حَمْلَقَة

حَمْلَقَ الرَّجُلُ فِي السَّمَاءِ وَهُوَ يُحَاوِلُ تَحْدِيدَ نَوْعِ الطَّائِرَةِ الَّتِي تُحَلِّقُ عَالِياً

Adam, yüksekte uçan uçağın türünü belirlemeye çalışırken gökyüzüne dik dik baktı.

حَمْلَقَ الطِّفْلُ فِي الْحَلْوَى الْمَعْرُوضَةِ فِي الْوَاجِهَةِ الزُّجَاجِيَّةِ لِلْمَحَلِّ

Çocuk, dükkanın cam vitrininde sergilenen şekerlemelere gözlerini dikti.

حَمْلَقَ الْمُدِيرُ فِي الْمُوَظَّفِ الْجَدِيدِ بِتَقْيِيمٍ قَبْلَ أَنْ يَبْدَأَ الْحَدِيثَ مَعَهُ

Müdür, konuşmaya başlamadan önce yeni çalışanı değerlendirerek süzdü.

İlişkili Kelimeler