أُحِبُّ الصَّيْفَ كَثِيراً، خَاصَّةً عِنْدَمَا نَذْهَبُ إِلَى الْبَحْرِ مَعَ أَصْدِقَائِي.
Yazı çok severim, özellikle arkadaşlarımla denize gittiğimiz zaman.
أُحِبُّ الصَّيْفَ كَثِيراً، خَاصَّةً عِنْدَمَا نَذْهَبُ إِلَى الْبَحْرِ مَعَ أَصْدِقَائِي.
Yazı çok severim, özellikle arkadaşlarımla denize gittiğimiz zaman.
أَنَا أَسْتَمْتِعُ بِقِرَاءَةِ الْكُتُبِ، خَاصَّةً الرِّوَايَاتِ التَّارِيخِيَّةَ.
Kitap okumaktan keyif alırım, bilhassa tarihi romanlardan.
hele de, bahusus, hassaten, hususen, alelhusus, hususuyla, hele