فَرَضَتِ الدَّوْلَةُ الخَرَاجَ عَلَى الأَرْضِ.
Devlet toprağa haraç koydu.
فَرَضَتِ الدَّوْلَةُ الخَرَاجَ عَلَى الأَرْضِ.
Devlet toprağa haraç koydu.
تَكَوَّنَ خُرَاجٌ كَبِيرٌ عَلَى ظَهْرِ الشَّابِّ بِسَبَبِ الْتِهَابٍ بَكْتِيرِيٍّ شَدِيدٍ.
Şiddetli bir bakteriyel enfeksiyon nedeniyle gencin sırtında büyük bir çıban oluştu.
ظَهَرَ خُرَاجٌ صَغِيرٌ عَلَى لِثَةِ الْمَرِيضِ مِمَّا اسْتَدْعَى زِيَارَةً عَاجِلَةً لِطَبِيبِ الْأَسْنَانِ.
Hastanın diş etinde küçük bir apse çıktı, bu da acil bir diş hekimi ziyaretini gerektirdi.