اسْتَمْتَعْنَا بِصَوْتِ خَرِيرِ الْمَاءِ فِي الْجَدْوَلِ الصَّغِيرِ أَثْنَاءَ النُّزْهَةِ.
Piknik yaparken küçük deredeki suyun şırıltısının tadını çıkardık.
اسْتَمْتَعْنَا بِصَوْتِ خَرِيرِ الْمَاءِ فِي الْجَدْوَلِ الصَّغِيرِ أَثْنَاءَ النُّزْهَةِ.
Piknik yaparken küçük deredeki suyun şırıltısının tadını çıkardık.
كَانَ خَرِيرُ الشَّلَّالِ يَمْلَأُ الْمَكَانَ بِالْهُدُوءِ وَالسَّكِينَةِ.
Şelalenin çağıltısı, mekanı huzur ve sükunetle dolduruyordu.
foşurdama, harıldama, harıltı, çağıldama, çağıldayış, horhor, şırıldama, şorlama, fış fış, şıpırdama, şıpırtı, şarıldama