اضْطُرَّتِ الشَّرِكَةُ إِلَى خَفْضِ الْأَسْعَارِ لِتَتَمَكَّنَ مِنَ الْمُنَافَسَةِ.
Şirket, rekabet edebilmek için fiyatları aşağı çekmek zorunda kaldı.
اضْطُرَّتِ الشَّرِكَةُ إِلَى خَفْضِ الْأَسْعَارِ لِتَتَمَكَّنَ مِنَ الْمُنَافَسَةِ.
Şirket, rekabet edebilmek için fiyatları aşağı çekmek zorunda kaldı.
kısma
اضْطُرَّتِ الشَّرِكَةُ إِلَى تَخْفِيضِ الْأَسْعَارِ لِتَتَمَكَّنَ مِنَ الْمُنَافَسَةِ.
Şirket, rekabet edebilmek için fiyatları alçaltmak zorunda kaldı.
azaltmak, düşürmek, kısmak, küçültmek, ufaltmak, kısıntı yapmak, kesmek
قَامَ الْبَحَّارَةُ بِخَفْضِ الْأَشْرِعَةِ عِنْدَمَا اقْتَرَبَتِ الْعَاصِفَةُ.
Denizciler, fırtına yaklaşırken yelkenleri mayna ettiler.
indirmek, tenkis etmek