يَشْعُرُ بِخُمُودٍ شَدِيدٍ فِي أَطْرَافِهِ بِسَبَبِ بُرُودَةِ الطَّقْسِ فِي الْخَارِجِ.
Dışarıdaki soğuk hava nedeniyle uzuvlarında şiddetli bir uyuşukluk hissediyor.
يَشْعُرُ بِخُمُودٍ شَدِيدٍ فِي أَطْرَافِهِ بِسَبَبِ بُرُودَةِ الطَّقْسِ فِي الْخَارِجِ.
Dışarıdaki soğuk hava nedeniyle uzuvlarında şiddetli bir uyuşukluk hissediyor.
لَاحَظْنَا خُمُودَ تَدْرِيجِيٍّ فِي نَشَاطِ البُرْكَانِ بَعْدَ الزِّلْزَالِ القَوِيِّ.
Güçlü depremden sonra volkanik aktivitede kademeli bir sönme gözlemledik.
cansızlık, fersizleşme, fersizlik, sönümlenme