أَحْسَسْتُ بِدَوْخَةٍ وَدَاخَتْ عَيْنَايَ عِنْدَمَا وَقَفْتُ بِسُرْعَةٍ.
Hızlıca kalktığımda başım döndü ve gözlerim karardı.
أَحْسَسْتُ بِدَوْخَةٍ وَدَاخَتْ عَيْنَايَ عِنْدَمَا وَقَفْتُ بِسُرْعَةٍ.
Hızlıca kalktığımda başım döndü ve gözlerim karardı.
دَاخَ الطِّفْلُ بَعْدَ رُكُوبِ الْأُفْعُوَانِيَّةِ السَّرِيعَةِ فِي مَدِينَةِ الْمَلَاهِي.
Çocuk, lunaparkta hızlı hız trenine bindikten sonra sersemledi.
beyni bulanmak, sersemleşmek