كَانَ اللَّيْلُ دَامِسًا وَلَا يُمْكِنُ رُؤْيَةُ شَيْءٍ.
Gece karanlıktı ve hiçbir şey görülemiyordu.
كَانَ اللَّيْلُ دَامِسًا وَلَا يُمْكِنُ رُؤْيَةُ شَيْءٍ.
Gece karanlıktı ve hiçbir şey görülemiyordu.
الْغَابَةُ كَانَتْ دَامِسَةً وَمُخِيفَةً.
Orman zifiri karanlık ve korkutucuydu.
الْكَهْفُ كَانَ دَامِسًا وَلَا يُوجَدُ أَيُّ ضَوْءٍ.
Mağara kapkaranlıktı ve hiç ışık yoktu.
zifirî