دَانَ

يَدِينُ، إِدَانَة

دَانَتِ المَحْكَمَةُ المُتَّهَمَ بِالسَّرِقَةِ.

Mahkeme sanığı hırsızlıktan mahkûm etti.

دَانَتِ الأُمَمُ المُتَّحِدَةُ بِشِدَّةٍ الهُجُومَ الإِرْهَابِيَّ الَّذِي وَقَعَ فِي المَدِينَةِ.

Birleşmiş Milletler, şehirde meydana gelen terör saldırısını şiddetle kınadı.

لَا يَحِقُّ لَكَ أَنْ تَدِينَ الآخَرِينَ قَبْلَ أَنْ تَنْظُرَ إِلَى أَفْعَالِكَ.

Kendi eylemlerine bakmadan başkalarını ayıplamaya hakkın yok.

Ayrıca: suçlamak, (bir dine) inanmak, mensup olmak

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler