الطَّبِيبُ دَاوَى الْمَرِيضَ بِعِنَايَةٍ فَائِقَةٍ حَتَّى تَمَاثَلَ لِلشِّفَاءِ تَمَامًا.
Doktor, hastayı tamamen iyileşene kadar büyük bir özenle tedavi etti.
الطَّبِيبُ دَاوَى الْمَرِيضَ بِعِنَايَةٍ فَائِقَةٍ حَتَّى تَمَاثَلَ لِلشِّفَاءِ تَمَامًا.
Doktor, hastayı tamamen iyileşene kadar büyük bir özenle tedavi etti.
الْأَدْوِيَةُ الْحَدِيثَةُ تُدَاوِي الْكَثِيرَ مِنَ الْأَمْرَاضِ الْمُسْتَعْصِيَةِ بِفَعَّالِيَّةٍ كَبِيرَةٍ.
Modern ilaçlar, birçok inatçı hastalığı büyük bir etkiyle iyileştiriyor.
كَانَتْ جَدَّتِي تُدَاوِي الْجُرُوحَ بِالْأَعْشَابِ الطَّبِيعِيَّةِ الَّتِي تَجْلِبُهَا مِنَ الْجَبَلِ.
Büyükannem, dağdan getirdiği doğal otlarla yaraları sağaltırdı.