شَعَرْتُ بِدِفْءِ الشَّمْسِ عَلَى وَجْهِي فِي صَبَاحِ الشِّتَاءِ الْبَارِدِ.
Soğuk kış sabahında yüzümde güneşin sıcaklığını hissettim.
شَعَرْتُ بِدِفْءِ الشَّمْسِ عَلَى وَجْهِي فِي صَبَاحِ الشِّتَاءِ الْبَارِدِ.
Soğuk kış sabahında yüzümde güneşin sıcaklığını hissettim.
كَانَ الدَّفِيءُ فِي الْغُرْفَةِ مُرِيحًا بَعْدَ يَوْمٍ طَوِيلٍ فِي الْخَارِجِ.
Dışarıda geçen uzun bir günün ardından odadaki ılıklık çok rahatlatıcıydı.