دَقَّ الرَّجُلُ الْبَابَ بِقُوَّةٍ لِإِيقَاظِ النَّائِمِينَ فِي الْمَنْزِلِ.
Adam, evdeki uyuyanları uyandırmak için kapıyı şiddetle vurdu.
دَقَّ الرَّجُلُ الْبَابَ بِقُوَّةٍ لِإِيقَاظِ النَّائِمِينَ فِي الْمَنْزِلِ.
Adam, evdeki uyuyanları uyandırmak için kapıyı şiddetle vurdu.
دَقَّتِ السَّاعَةُ فِي بُرْجِ الْمَدِينَةِ مُعْلِنَةً حُلُولَ مُنْتَصَفِ اللَّيْلِ.
Şehir kulesindeki saat gece yarısını ilan ederek çaldı.
دَقَّ الْمِسْمَارَ فِي الْخَشَبِ بِاسْتِخْدَامِ الْمِطْرَقَةِ.
Çekici kullanarak çiviyi tahtaya çaktı.
çekiçlemek
سَمِعْتُ أَصْوَاتَ "دَقّ" مِنَ النَّافِذَةِ فِي وَقْتٍ مُتَأَخِّرٍ مِنَ اللَّيْلِ، وَشَعَرْتُ بِخَوْفٍ شَدِيدٍ.
Gece geç saatte camdan "tak tak" sesleri duydum, çok korktum.
tıkırdatmak, kakmak, vurma, çekiçleme, tokmaklama, tıkırtı, tıklatma, kakılış