دَلَّى الرَّجُلُ قَدَمَيْهِ مِنْ حَافَّةِ السَّطْحِ لِيَسْتَمْتِعَ بِالْمَنْظَرِ.
Adam manzarayı izlemek için ayaklarını çatının kenarından sarkıttı.
دَلَّى الرَّجُلُ قَدَمَيْهِ مِنْ حَافَّةِ السَّطْحِ لِيَسْتَمْتِعَ بِالْمَنْظَرِ.
Adam manzarayı izlemek için ayaklarını çatının kenarından sarkıttı.
دَلَّتِ الْأُمُّ الثِّيَابَ الْمَغْسُولَةَ عَلَى الْحَبْلِ لِتَجِفَّ فِي الشَّمْسِ.
Anne yıkanmış çamaşırları güneşte kuruması için ipe astı.
دَلَّى الْغُصْنُ الطَّوِيلُ أَوْرَاقَهُ فَوْقَ الْمَاءِ.
Uzun dal yapraklarını suyun üzerine uzattı.