دَهِيم

كَانَ الدَّهِيمُ يُخَيِّمُ عَلَى الْغَابَةِ فِي اللَّيْلِ.

Gece ormanın üzerinde karanlık çöküyordu.

الدَّهِيمُ يَلُفُّ الْمَدِينَةَ فِي لَيْلَةٍ بِلَا قَمَرٍ.

Ayın olmadığı bir gecede koyu karanlık şehri sarıyordu.

الدَّهِيمُ حَالِكٌ فِي أَعْمَاقِ الْكَهْفِ.

Mağaranın derinliklerinde zifiri karanlık vardı.