خَرَجَ أَخِي مِنَ البَيْتِ دُونَ مِظَلَّةٍ.
Kardeşim evden şemsiyesiz çıktı.
خَرَجَ أَخِي مِنَ البَيْتِ دُونَ مِظَلَّةٍ.
Kardeşim evden şemsiyesiz çıktı.
دَوِّنْ مُلَاحَظَاتِكَ الْهَامَّةَ خِلَالَ الِاجْتِمَاعِ لِتَتَذَكَّرَهَا لَاحِقًا.
Daha sonra hatırlamak için toplantı sırasında önemli notlarını kaydet.
دَوَّنَ الطَّالِبُ الْمُلَاحَظَاتِ الرَّئِيسِيَّةَ أَثْنَاءَ شَرْحِ الْمُعَلِّمِ الدَّرْسَ فِي الصَّفِّ.
Öğrenci, öğretmen derste konuyu anlatırken ana notları aldı.
دَوَّنَ الصَّحَفِيُّ تَفَاصِيلَ الْحَادِثَةِ فِي تَقْرِيرِهِ الْإِخْبَارِيِّ.
Gazeteci, haber raporunda olayın ayrıntılarını yazdı.
kaleme almak, tahrir etmek, tedvin etmek, tastir etmek, belgelemek, dercetmek