ذَمُّهُ الْمُسْتَمِرُّ يُزْعِجُ الْجَمِيعَ.
Onun sürekli kötüleyişi, herkesi rahatsız ediyor.
ذَمُّهُ الْمُسْتَمِرُّ يُزْعِجُ الْجَمِيعَ.
Onun sürekli kötüleyişi, herkesi rahatsız ediyor.
kötüleme, kötüleniş, kötülenme, yerme, zem, zemmetme
ذَمَّ الْجُمْهُورُ تَصَرُّفَاتِ اللَّاعِبِ الْعَنِيفَةَ فِي الْمُبَارَاةِ.
Seyirciler, oyuncunun maçtaki şiddetli davranışlarını kınadı.
لَا تَذُمَّ الْآخَرِينَ قَبْلَ أَنْ تَفْهَمَ وُجْهَةَ نَظَرِهِمْ بِشَكْلٍ كَامِلٍ.
Başkalarının bakış açısını tam olarak anlamadan onları eleştirmeyin.
kötülemek, zemmetmek, kötülenmek