رَاسِب

رَوَاسِب

كَانَ يَشْعُرُ بِالْإِحْبَاطِ الشَّدِيدِ بَعْدَ أَنْ عَلِمَ أَنَّهُ رَاسِبٌ فِي امْتِحَانِ الرِّيَاضِيَّاتِ.

Matematik sınavından kaldığını öğrendikten sonra büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.

تَرَاكَمَ الرَّاسِبُ فِي قَاعِ الْكُوبِ بَعْدَ تَرْكِ الشَّايِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.

Çay uzun süre bekletildikten sonra tortu bardağın dibinde birikti.

تَحْتَوِي الْمِيَاهُ الْجَوْفِيَّةُ عَلَى رَاسِبٍ مِنَ الْأَمْلَاحِ الْمَعْدِنِيَّةِ.

Yeraltı suyu, mineral tuzlarından oluşan bir çökelti içerir.

Eşdizimler