كَانَ التَّاجِرُ رَاكٍ لِلثَّرْوَةِ مِنْ خِلَالِ التِّجَارَةِ الذَّكِيَّةِ.
Tüccar, akıllı ticaret yoluyla servet biriktiriyordu.
كَانَ التَّاجِرُ رَاكٍ لِلثَّرْوَةِ مِنْ خِلَالِ التِّجَارَةِ الذَّكِيَّةِ.
Tüccar, akıllı ticaret yoluyla servet biriktiriyordu.
الرَّجُلُ رَاكٍ لِلْكُتُبِ فِي مَكْتَبَتِهِ الْكَبِيرَةِ.
Adam, büyük kütüphanesinde kitaplar yığıyordu.