رَبَطَ الفَلَّاحُ الحِصَانَ بِالشَّجَرَةِ الكَبِيرَةِ قَبْلَ أَنْ يَبْدَأَ العَمَلَ في الحَقْلِ.
Çiftçi, tarlada çalışmaya başlamadan önce atı büyük ağaca bağladı.
رَبَطَ الفَلَّاحُ الحِصَانَ بِالشَّجَرَةِ الكَبِيرَةِ قَبْلَ أَنْ يَبْدَأَ العَمَلَ في الحَقْلِ.
Çiftçi, tarlada çalışmaya başlamadan önce atı büyük ağaca bağladı.
رَبَطَ الْجِسْرُ بَيْنَ ضِفَّتَيِ النَّهْرِ.
Köprü nehrin iki yakasını birleştirdi.
رَبَطَ الباحِثُ بَيْنَ ارْتِفَاعِ دَرَجَةِ الحَرَارَةِ وَزِيَادَةِ حَرَائِقِ الغَابَاتِ في المِنْطَقَةِ.
Araştırmacı, bölgedeki sıcaklık artışı ile orman yangınlarındaki artış arasında bir ilişki kurdu.
düğüm atmak, eklemlemek, bağdalamak, bağdamak, bitiştirmek, ilintilemek, bağlattırmak, eklemlendirmek, köprülemek
الرَّبْطُ الجَيِّدُ لِلْأَمْتِعَةِ يَمْنَعُ تَلَفَهَا أَثْنَاءَ السَّفَرِ الطَّوِيلِ.
Eşyaların iyi bağlanması, uzun yolculuklar sırasında hasar görmesini önler.
eklemleme, bağdalama, köprülenme, ilintileme, kenetleme, raptetme, bağlayış, ilişkilendirme, bağlattırma, eklemlendirme