أَكَلْتُ رُبْعَ الْكَعْكَةِ فَقَطْ.
Pastanın sadece dörtte birini yedim.
أَكَلْتُ رُبْعَ الْكَعْكَةِ فَقَطْ.
Pastanın sadece dörtte birini yedim.
رَبَّعَ الخَبَّازُ الكَعْكَةَ بَيْنَ الأَطْفَالِ.
Fırıncı pastayı çocuklar arasında dörde böldü.
رَبَّعَ الطَّالِبُ العَدَدَ خَمْسَةً فَحَصَلَ عَلَى خَمْسَةٍ وَعِشْرِينَ.
Öğrenci beş sayısının karesini alınca yirmi beşi buldu.
dörtlemek, kare yapmak