رَتَّبَتْ أُمِّي الغُرْفَةَ قَبْلَ وُصُولِ الضُّيُوفِ.
Annem misafirler gelmeden önce odayı düzenledi.
رَتَّبَتْ أُمِّي الغُرْفَةَ قَبْلَ وُصُولِ الضُّيُوفِ.
Annem misafirler gelmeden önce odayı düzenledi.
رَتَّبَ الطَّالِبُ الكُتُبَ عَلَى الرُّفُوفِ حَسَبَ المَوَاضِيعِ لِتَسْهِيلِ الوُصُولِ إِلَيْهَا.
Öğrenci, kitaplara kolay erişim sağlamak için konularına göre raflara dizdi.
أَنَا أُحِبُّ أَنْ أُرَتِّبَ مَكْتَبِي كُلَّ صَبَاحٍ قَبْلَ الْبَدْءِ فِي الْعَمَلِ.
Her sabah işe başlamadan önce ofisimi organize etmeyi severim.
düzen vermek, sıraya koymak, koordine etmek, sırasına getirmek, kategorize etmek, planlamak, tasnif etmek, toparlamak, tanzim etmek, derleyip toplamak, sınıflamak, tertiplemek, kademelemek, dizmek, derecelemek, zamanlamak