رَخَّصَتِ الدَّوْلَةُ لِلشَّرِكَةِ لِإِنْشَاءِ مَصْنَعٍ جَدِيدٍ.
Devlet, şirkete yeni bir fabrika kurması için icazet verdi.
رَخَّصَتِ الدَّوْلَةُ لِلشَّرِكَةِ لِإِنْشَاءِ مَصْنَعٍ جَدِيدٍ.
Devlet, şirkete yeni bir fabrika kurması için icazet verdi.
izin vermek, cevaz vermek, destur vermek, tecviz etmek, ucuzlatmak
الرُّخْصُ فِي الْأَسْعَارِ يَجْذِبُ الْكَثِيرَ مِنَ الزَّبَائِنِ إِلَى الْمَتْجَرِ.
Fiyatlardaki ucuzluk, birçok müşteriyi mağazaya çekiyor.
رَخُصَتِ الْخُضَارُ فِي الصَّيْفِ.
Yazın sebzeler ucuzladı.