يَلْعَبُ الرَّدْعُ دَوْرًا مُهِمًّا فِي مَنْعِ الْحَرْبِ.
Caydırıcılık, savaşın önlenmesinde önemli bir rol oynar.
يَلْعَبُ الرَّدْعُ دَوْرًا مُهِمًّا فِي مَنْعِ الْحَرْبِ.
Caydırıcılık, savaşın önlenmesinde önemli bir rol oynar.
caydırma, caydırış, caydırılma, caydırılış
تَهْدِفُ الْعُقُوبَاتُ إِلَى رَدْعِ الْمُجْرِمِينَ عَنِ ارْتِكَابِ الْمَزِيدِ مِنَ الْجَرَائِمِ.
Cezalar, suçluları daha fazla suç işlemekten caydırmayı amaçlamaktadır.
يَجِبُ عَلَيْنَا رَدْعُ أَيِّ مُحَاوَلَةٍ لِزَعْزَعَةِ الْأَمْنِ وَالِاسْتِقْرَارِ.
Güvenliği ve istikrarı bozmaya yönelik her türlü girişimi engellemeliyiz.
sakındırmak