كَانَ الْجَوُّ رَطْبًا جِدًّا فِي الْمَدِينَةِ السَّاحِلِيَّةِ بِسَبَبِ قُرْبِهَا مِنَ الْبَحْرِ.

Sahil kentinde deniz yakınlığı nedeniyle hava çok nemliydi.

أَجِدُ صُعُوبَةً فِي التَّنَفُّسِ فِي الطَّقْسِ الرَّطْبِ، لِذَلِكَ أَسْتَخْدِمُ مُكَيِّفَ الْهَوَاءِ.

Rutubetli havalarda nefes almakta zorlanıyorum, bu yüzden klima kullanıyorum.

كَانَتِ الْأَرْضُ رَطْبَةً بَعْدَ الْأَمْطَارِ الْغَزِيرَةِ الَّتِي اسْتَمَرَّتْ طِوَالَ اللَّيْلِ.

Bütün gece süren şiddetli yağmurlardan sonra toprak yaş idi.

Ayrıca: taze

Eşdizimler

رَطَّبَ

يُرَطِّبُ، تَرْطِيب

أَسْتَخْدِمُ كَرِيمًا مُرَطِّبًا كُلَّ يَوْمٍ لِتَرْطِيبِ بَشَرَتِي.

Cildimi nemlendirmek için her gün nemlendirici krem kullanıyorum.

رَطِبَ