رَغْبَة

كَانَتْ رَغْبَتُهُ الوَحِيدَةُ هِيَ تَحْقِيقَ السَّلَامِ وَالعَدْلِ في العَالَمِ.

Tek arzusu, dünyada barış ve adaleti sağlamaktı.

تَحْقِيقُ الرَّغْبَةِ يَتَطَلَّبُ التَّخْطِيطَ الْجَيِّدَ وَالْعَمَلَ الدَّؤُوبَ لِتَحْقِيقِ الْهَدَفِ الْمَنْشُودِ

Bir dileği gerçekleştirmek, hedefe ulaşmak için iyi planlama ve sıkı çalışma gerektirir

عِنْدِي رَغْبَةٌ كَبِيرَةٌ فِي أَنْ أَزُورَ جَدِّي فِي القَرْيَةِ هَذَا الصَّيْفَ.

Bu yaz köydeki dedemi ziyaret etmek için büyük bir isteğim var.

Eşdizimler