رَفَعَ الرَّجُلُ الصُّنْدُوقَ الثَّقِيلَ عَنِ الْأَرْضِ بِمُسَاعَدَةِ صَدِيقِهِ.
Adam, arkadaşının yardımıyla ağır kutuyu yerden kaldırdı.
رَفَعَ الرَّجُلُ الصُّنْدُوقَ الثَّقِيلَ عَنِ الْأَرْضِ بِمُسَاعَدَةِ صَدِيقِهِ.
Adam, arkadaşının yardımıyla ağır kutuyu yerden kaldırdı.
رَفَعَتِ الْحُكُومَةُ أَسْعَارَ الْوَقُودِ بِسَبَبِ ارْتِفَاعِ أَسْعَارِ النَّفْطِ الْعَالَمِيَّةِ.
Hükümet, küresel petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle yakıt fiyatlarını yükseltti.
رَفَعَ المُوَظَّفُ التَّقْرِيرَ إِلَى المُدِيرِ أَمْسِ.
Memur raporu dün müdüre sundu.
arttırmak, artırmak, tezyit etmek
سَاعَدْتُ أَخِي فِي رَفْعِ الصُّنْدُوقِ الثَّقِيلِ إِلَى السَّيَّارَةِ أَمَامَ الْبَيْتِ.
Kardeşimin ağır kutuyu evin önündeki arabaya kaldırmasına yardım ettim.
أَثَارَ قَرَارُ رَفْعِ الضَّرَائِبِ جَدَلًا.
Vergilerde arttırma kararı, tartışmalara yol açtı.
أَعْلَنَتِ الْحُكُومَةُ عَنْ رَفْعِ الرَّوَاتِبِ لِمُوَظَّفِي الْقِطَاعِ الْعَامِّ بِنِسْبَةٍ مُعَيَّنَةٍ.
Hükümet, kamu sektörü çalışanlarının maaşlarını belirli bir oranda yükselttiğini duyurdu.
artırma, artırılma, artırım, kaldırılış, kaldırılma, kaldırış, yükseltilme, artırılış, arttırılış, artırtma, arttırtma, yükseltiş, yükseltiliş