رَفْو

يُحَاوِلُ النَّجَّارُ رَفْوَ الْكُرْسِيِّ الْمَكْسُورِ لِيَعُودَ صَالِحًا لِلِاسْتِخْدَامِ.

Marangoz, kırık sandalyeyi onarmaya çalışıyor, böylece tekrar kullanılabilir hale gelsin.

تَقُومُ الْجَدَّةُ بِرَفْوِ الْجَوَارِبِ الْقَدِيمَةِ بَدَلًا مِنْ رَمْيِهَا.

Büyükannem, eski çorapları atmak yerine yamıyor.

İlişkili Kelimeler