قَامَ اللَّاعِبُ بِرَكْلِ الْكُرَةِ بِقُوَّةٍ نَحْوَ الْمَرْمَى فِي الْمُبَارَاةِ النِّهَائِيَّةِ.
Oyuncu final maçında topu kaleye doğru güçlü bir şekilde tekmeledi.
قَامَ اللَّاعِبُ بِرَكْلِ الْكُرَةِ بِقُوَّةٍ نَحْوَ الْمَرْمَى فِي الْمُبَارَاةِ النِّهَائِيَّةِ.
Oyuncu final maçında topu kaleye doğru güçlü bir şekilde tekmeledi.
عِنْدَمَا غَضِبَ الرَّجُلُ، رَكَلَ الْبَابَ وَكَسَرَهُ.
Adam, sinirlenince kapıya tekme attı ve kapıyı kırdı.
kıç atmak, çiftelemek, tepmek, tepiklemek
أُصِيبَ الرَّجُلُ نَتِيجَةَ رَكْلِ الْحِمَارِ.
Eşeğin çiftelemesi sonucu adam yaralandı.
tekmelenme, tekmeleme, tepme, tepiş, tepindirme