وَضَعَ سَيَّارَتَهُ رَهْنًا لِلْحُصُولِ عَلَى قَرْضٍ.
Kredi almak için arabasını rehin bıraktı.
وَضَعَ سَيَّارَتَهُ رَهْنًا لِلْحُصُولِ عَلَى قَرْضٍ.
Kredi almak için arabasını rehin bıraktı.
اشْتَرَى المَنْزِلَ بِرَهْنٍ عَقَارِيٍّ.
Evi ipotekle satın aldı.
قَدَّمَ مُجَوْهَرَاتِهِ رَهْنًا لِلْإِفْرَاجِ عَنْهُ.
Serbest bırakılması için mücevherlerini teminat olarak sundu.
terhin, ipotekleme
رَهَنَ مَنْزِلَهُ وَأَخَذَ قَرْضًا مِنَ الْبَنْكِ.
Evini ipotek ederek bankadan kredi aldı.
terhin etmek, ipoteklemek