رَوَّعَتْنِي قِصَّةُ الرُّعْبِ الَّتِي شَاهَدْتُهَا فِي التِّلْفِزْيُونِ.
Televizyonda izlediğim korku hikayesi beni korkuttu.
رَوَّعَتْنِي قِصَّةُ الرُّعْبِ الَّتِي شَاهَدْتُهَا فِي التِّلْفِزْيُونِ.
Televizyonda izlediğim korku hikayesi beni korkuttu.
رَوَّعَتِ الْأَخْبَارُ النَّاسَ عَنِ الزِّلْزَالِ الْمُدَمِّرِ.
Haberler insanları yıkıcı deprem hakkında dehşete düşürdü.
رَوَّعَ صَوْتُ الرَّعْدِ الْعَالِي الْأَطْفَالَ الصِّغَارَ.
Yüksek gök gürültüsü sesi küçük çocukları ürküttü.
irkiltmek, ürpertmek