زِحَام

كَانَ هُنَاكَ زِحَامٌ شَدِيدٌ فِي السُّوقِ بِسَبَبِ الْعِيدِ.

Bayram nedeniyle pazarda çok büyük bir kalabalık vardı.

أَكْرَهُ الزِّحَامَ الْمُرُورِيَّ فِي سَاعَاتِ الذُّرْوَةِ.

Trafik yoğunluğundan nefret ediyorum.

تَسَبَّبَ الزِّحَامُ فِي تَأْخِيرِ وُصُولِنَا إِلَى الْمَطَارِ.

Tıkanıklık, havaalanına varışımızı geciktirdi.