زَحْمَة

كَانَتْ هُنَاكَ زَحْمَةٌ كَبِيرَةٌ فِي السُّوقِ قَبْلَ الْعِيدِ.

Bayram öncesinde pazarda büyük bir kalabalık vardı.

أَكْرَهُ الزَّحْمَةَ الْمُرُورِيَّةَ فِي سَاعَاتِ الذُّرْوَةِ.

Yoğun saatlerdeki trafik yoğunluğundan nefret ediyorum.

تَسَبَّبَتِ الزَّحْمَةُ فِي تَأْخِيرِ وُصُولِنَا إِلَى الْمَوْعِدِ.

Sıkışıklık, randevumuza geç kalmamıza neden oldu.