زَرَقَتِ الْمُمَرِّضَةُ الْمَرِيضَ بِاللِّقَاحِ.
Hemşire, hastaya aşıyı enjekte etti.
زَرَقَتِ الْمُمَرِّضَةُ الْمَرِيضَ بِاللِّقَاحِ.
Hemşire, hastaya aşıyı enjekte etti.
enjekte etmek, fışkırtmak
يُوصِي الْأَطِبَّاءُ بِإِجْرَاءِ فُحُوصَاتٍ مُنْتَظِمَةٍ لِلْعَيْنِ لِتَقْلِيلِ خَطَرِ الْإِصَابَةِ بِالزَّرَقِ.
Doktorlar, karasu riskini azaltmak için düzenli göz muayenesi yapılmasını öneriyorlar.
çivitlemek