mavilikتَأَمَّلْتُ زُرْقَةَ الْبَحْرِ الْعَمِيقَةَ وَأَنَا أَقِفُ عَلَى الشَّاطِئِ.Sahilde dururken denizin derin maviliğini seyrettim.
morarmaظَهَرَتْ زُرْقَةٌ عَلَى ذِرَاعِهِ بَعْدَ السُّقُوطِ.Düştükten sonra kolunda bir morarma belirdi.