تَتَسَبَّبُ حَرَارَةُ الشَّمْسِ فِي تَلْيِينِ الزِّفْتِ فِي فَصْلِ الصَّيْفِ.
Güneşin ısısı, yaz aylarında asfaltın yumuşamasına neden olur.
تَتَسَبَّبُ حَرَارَةُ الشَّمْسِ فِي تَلْيِينِ الزِّفْتِ فِي فَصْلِ الصَّيْفِ.
Güneşin ısısı, yaz aylarında asfaltın yumuşamasına neden olur.
اِسْتَخْدَمَ الْعُمَّالُ الزِّفْتَ لِإِصْلَاحِ الطَّرِيقِ الْمُتَضَرِّرِ بِسَبَبِ الْأَمْطَارِ.
İşçiler, yağmur nedeniyle hasar gören yolu onarmak için zift kullandı.
غَطَّى العُمَّالُ السَّطْحَ بِالزِّفْتِ.
İşçiler çatıyı katranla kapladı.
bitüm
يَعْمَلُ عُمَّالُ الْبِنَاءِ بِجِدٍّ لِتَزْفِيتِ الطَّرِيقِ.
İnşaat işçileri yolu bitümlemek için yoğun bir şekilde çalışıyorlar.
katranlamak, ziftlemek