زَمَّ

يَزُمُّ، زَمّ

زَمَّ حَقِيبَتَهُ بِإِحْكَامٍ قَبْلَ أَنْ يُغَادِرَ الْمَنْزِلَ مُتَوَجِّهاً إِلَى الْمَطَارِ.

Evden havaalanına gitmek üzere ayrılmadan önce çantasını sıkıca bağladı.

زَمَّتِ الْمَرْأَةُ شَفَتَيْهَا بِغَضَبٍ عِنْدَمَا سَمِعَتِ الْخَبَرَ السَّيِّئَ.

Kadın kötü haberi duyduğunda dudaklarını öfkeyle büktü.

Eşdizimler