زَمْجَرَ

يُزَمْجِرُ، زَمْجَرَة

زَمْجَرَ الْأَسَدُ بِصَوْتٍ عَالٍ عِنْدَمَا اقْتَرَبَ مِنْهُ الْغَرِيبُ.

Yabancı yaklaştığında aslan yüksek sesle homurdandı.

زَمْجَرَ الرَّجُلُ بِغَضَبٍ عِنْدَمَا عَلِمَ بِالظُّلْمِ الَّذِي تَعَرَّضَ لَهُ صَدِيقُهُ.

Adam, arkadaşının maruz kaldığı adaletsizliği öğrendiğinde öfkeyle kükredi.