كَانَ الأَطْفَالُ يُزَمِّرُونَ بِالأَبْوَاقِ الصَّغِيرَةِ فِي الحَدِيقَةِ احْتِفَالًا بِالعِيدِ
Çocuklar bayramı kutlamak için bahçede küçük borazanlar çalıyordu.
كَانَ الأَطْفَالُ يُزَمِّرُونَ بِالأَبْوَاقِ الصَّغِيرَةِ فِي الحَدِيقَةِ احْتِفَالًا بِالعِيدِ
Çocuklar bayramı kutlamak için bahçede küçük borazanlar çalıyordu.
بَدَأَتِ الفِرْقَةُ المُوسِيقِيَّةُ تُزَمِّرُ أَلْحَانًا تَقْلِيدِيَّةً فِي حَفْلِ الزِّفَافِ
Düğünde müzik grubu geleneksel melodiler çalmaya başladı.
zurna çalmak