سَاتِر

سَوَاتِر

وَضَعْتُ سَاتِرًا عَلَى النَّافِذَةِ لِمَنْعِ دُخُولِ الضَّوْءِ الشَّدِيدِ.

Aşırı ışığın girmesini önlemek için pencereye bir perde koydum.

اخْتَبَأَ الْجُنُودُ خَلْفَ السَّاتِرِ لِحِمَايَةِ أَنْفُسِهِمْ مِنَ الرَّصَاصِ.

Askerler kurşunlardan korunmak için siperin arkasına saklandılar.

اُسْتُخْدِمَتِ الشَّجَرَةُ كَسَاتِرٍ طَبِيعِيٍّ لِحِمَايَتِنَا مِنَ الرِّيَاحِ الْقَوِيَّةِ.

Ağaç, bizi şiddetli rüzgarlardan korumak için doğal bir örtü olarak kullanıldı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler