سَاحَ السَّائِحُ فِي الْمَدِينَةِ الْقَدِيمَةِ وَاسْتَمْتَعَ بِالْمَنَاظِرِ التَّارِيخِيَّةِ.
Turist eski şehirde gezdi ve tarihi manzaraların tadını çıkardı.
سَاحَ السَّائِحُ فِي الْمَدِينَةِ الْقَدِيمَةِ وَاسْتَمْتَعَ بِالْمَنَاظِرِ التَّارِيخِيَّةِ.
Turist eski şehirde gezdi ve tarihi manzaraların tadını çıkardı.
سَاحَ الْأَطْفَالُ فِي الْحَدِيقَةِ يَلْعَبُونَ وَيَمْرَحُونَ.
Çocuklar parkta oynayarak ve eğlenerek dolaştılar.
سَاحَ الثَّلْجُ تَحْتَ أَشِعَّةِ الشَّمْسِ.
Kar güneşin altında eridi.