كَانَ الطَّالِبُ سَارِحًا أَثْنَاءَ الدَّرْسِ وَلَمْ يَنْتَبِهْ لِشَرْحِ الْمُعَلِّمِ.
Öğrenci ders sırasında dalgındı ve öğretmenin açıklamasına dikkat etmedi.
كَانَ الطَّالِبُ سَارِحًا أَثْنَاءَ الدَّرْسِ وَلَمْ يَنْتَبِهْ لِشَرْحِ الْمُعَلِّمِ.
Öğrenci ders sırasında dalgındı ve öğretmenin açıklamasına dikkat etmedi.
يَبْدُو سَارِحًا فِي أَفْكَارِهِ عِنْدَمَا يَكُونُ بِمُفْرَدِهِ
Yalnız olduğunda hayallere dalmış gibi görünüyor
الْأَغْنَامُ السَّارِحَةُ فِي الْحُقُولِ تُعْطِي مَنْظَراً جَمِيلاً
Tarlalarda otlayan koyunlar güzel bir manzara oluşturuyor