uykuدَخَلَ الدُّبُّ فِي سُبَاتٍ عَمِيقٍ خِلَالَ فَصْلِ الشِّتَاءِ.Ayı kış boyunca derin bir uykuya daldı.
uyuşuklukأَصَابَنِي سُبَاتٌ بَعْدَ الْغَدَاءِ الثَّقِيلِ.Ağır öğle yemeğinden sonra üzerime uyuşukluk çöktü.