سَبَقَ أَخِي أَصْدِقَاءَهُ فِي الْجَرْيِ، فَوَصَلَ إِلَى بَابِ الْمَدْرَسَةِ أَوَّلًا.
Kardeşim koşuda arkadaşlarını geçti ve okulun kapısına ilk o ulaştı.
سَبَقَ أَخِي أَصْدِقَاءَهُ فِي الْجَرْيِ، فَوَصَلَ إِلَى بَابِ الْمَدْرَسَةِ أَوَّلًا.
Kardeşim koşuda arkadaşlarını geçti ve okulun kapısına ilk o ulaştı.
takaddüm etmek, önce olmak, önceden yapmak
نَالَ الفَائِزُ السَّبَقَ بَعْدَ نِهَايَةِ السِّبَاقِ.
Kazanan, yarışın bitiminden sonra yarış ödülünü aldı.