سَتَرَ

يَسْتُرُ، سِتْر
Aynı yazılan 2 kelime daha

مِنْ وَاجِبِنَا أَنْ نَسْتُرَ عُيُوبَ الْآخَرِينَ وَأَنْ لَا نَفْضَحَهُمْ أَمَامَ النَّاسِ.

Başkalarının kusurlarını örtmek ve onları insanların önünde ifşa etmemek bizim görevimizdir.

Eşdizimler

سَتْر

طَلَبَتِ الأُمُّ سَتْرَ الطَّعَامِ بِغِطَاءٍ نَظِيفٍ.

Anne yemeğin temiz bir kapakla örtülmesini istedi.

السَّتْرُ عَلَى الْأَخْطَاءِ لَيْسَ حَلًّا بَلْ تَأْجِيلًا لِلْمُشْكِلَةِ.

Hataları gizlemek bir çözüm değil, sadece sorunu ertelemektir.

Eşdizimler

سِتْر

عَلَّقَتْ أُمِّي سِتْرًا جَدِيدًا عَلَى النَّافِذَةِ.

Annem pencereye yeni bir örtü astı.