سَخِرَ الْوَلَدُ مِنْ صَدِيقِهِ أَمَامَ الْجَمِيعِ.
Çocuk herkesin önünde arkadaşıyla alay etti.
سَخِرَ الْوَلَدُ مِنْ صَدِيقِهِ أَمَامَ الْجَمِيعِ.
Çocuk herkesin önünde arkadaşıyla alay etti.
لَيْسَ مِنَ اللَّطِيفِ السُّخْرِيَةُ مِنْهُ، إِنَّهُ يَتَأَذَّى كَثِيرًا.
Onunla dalga geçmek hiç hoş değil, çok kırılıyor.
birine gülmek, gır gır geçmek, istihza etmek, matrak geçmek, saraka etmek, hicvetmek
سَخَّرَ الْمُدِيرُ كُلَّ مَوَارِدِ الشَّرِكَةِ لِمُسَاعَدَةِ الْمُتَضَرِّرِينَ.
Müdür, şirketin tüm kaynaklarını zarar görenlere yardım için seferber etti.
سَخَّرَ الْإِنْسَانُ قُوَّةَ الرِّيَاحِ لِتَوْلِيدِ الْكَهْرَبَاءِ.
İnsan, elektrik üretmek için rüzgârın gücünü kendi hizmetine koştu.
emre amade kılmak, angarya çalıştırmak