سُدَّة

تَمَّ بِنَاءُ سُدَّةٍ تُرَابِيَّةٍ لِحِمَايَةِ الْقَرْيَةِ مِنَ الْفَيَضَانَاتِ الْمُحْتَمَلَةِ.

Köyü olası sellerden korumak için bir toprak set inşa edildi.

جَلَسَ الطِّفْلُ عَلَى سُدَّةِ البَابِ يَنْتَظِرُ أُمَّهُ.

Çocuk annesini beklerken kapının eşiğine oturdu.

وَصَلَ الرَّئِيسُ إِلَى سُدَّةِ الْحُكْمِ.

Başkan iktidar koltuğuna ulaştı.