أَضَاءَ السِّرَاجُ الْغُرْفَةَ الْمُظْلِمَةَ بِنُورِهِ الدَّافِئِ.
Lamba, karanlık odayı sıcak ışığıyla aydınlattı.
أَضَاءَ السِّرَاجُ الْغُرْفَةَ الْمُظْلِمَةَ بِنُورِهِ الدَّافِئِ.
Lamba, karanlık odayı sıcak ışığıyla aydınlattı.
kandil, çerağ, çırağ
كَانَ دُكَّانُ السَّرَّاجِ فِي الْبَلْدَةِ مَشْهُورًا بِمُنْتَجَاتِهِ الْجِلْدِيَّةِ الْمَصْنُوعَةِ يَدَوِيًّا.
Kasabadaki eyerci dükkanı, el yapımı deri ürünleriyle ünlüydü.
saraç, semerci