لَا يُمْكِنُ لِأَحَدٍ أَنْ يَسْمِلَ عَيْنَ الْحَقِيقَةِ مَهْمَا حَاوَلَ.
Kimse ne kadar çabalarsa çabalasın gerçeğin gözünü kör edemez.
لَا يُمْكِنُ لِأَحَدٍ أَنْ يَسْمِلَ عَيْنَ الْحَقِيقَةِ مَهْمَا حَاوَلَ.
Kimse ne kadar çabalarsa çabalasın gerçeğin gözünü kör edemez.
فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ الْبَعْضُ يَسْمِلُونَ أَعْدَائَهُمْ كَنَوْعٍ مِنَ الْعِقَابِ.
Eski çağlarda bazıları, düşmanlarını bir ceza türü olarak kör ederlerdi.