سُنُود

سَنُودُ عَلَى الْحَائِطِ بَيْنَمَا كُنْتُ أَنْتَظِرُ الْحَافِلَةَ.

Otobüsü beklerken duvara dayandım.

سَنَوْدٌ بِرَأْسِهِ عَلَى وِسَادَتِهِ وَتَنَهَّدَ بِتَعَبٍ.

Başını yastığına yasladı ve yorgunlukla iç geçirdi.