سَوْفَ أُسَافِرُ غَدًا.
Yarın yolculuğa çıkacağım.
سَوْفَ أُسَافِرُ غَدًا.
Yarın yolculuğa çıkacağım.
لَا تُسَوِّفْ عَمَلَ الْيَوْمِ إِلَى الْغَدِ، فَالْوَقْتُ كَالسَّيْفِ إِنْ لَمْ تَقْطَعْهُ قَطَعَكَ.
Bugünün işini yarına erteleme, çünkü zaman bir kılıç gibidir, sen onu kesmezsen o seni keser.
الْمُوَظَّفُ سَوَّفَ الرَّدَّ عَلَى الرَّسَائِلِ الْهَامَّةِ مِمَّا أَثَّرَ عَلَى سَيْرِ الْعَمَلِ.
Çalışan önemli mesajlara cevap vermeyi geciktirdi, bu da iş akışını etkiledi.
oyalamak, ötelemek